Eki.18

Kızıl Mercan Hikayesi

Kızıl Mercan Hikayesi

Küçük bir hikaye yazmak, bir hikayeye konu olmak, hikayelerde kaybolmak bu eşsizliği tatmak gerek.Klavyeye dokundukça hayal dünyamız dökülür cümleler halinde, Aziz Şimşek Kişisel Blog sayfamda ilk hikayem Kızıl Mercan hikayesi ile başlamak istedim.

Balıkesir de küçük bir balıkçı kasabası idi. Makilerin arasında mavi lacivertimsiligi görünen çarşaf gibi bir deniz çalkalanıp duruyordu. Balıkçı Mehmet buralı Balıkesir’in şirin kasabası Ayvalık ta doğup büyümüş, buranın bıçkın yetenekli, gözü kara balıkçısı idi. Kasabanın ilk kıyı şeridin de yukarı doğru tırmanan bir yerin de oturuyordu. Hiç evlenmemiş ti. Bu yıkık dökük barınak ve baba yadigarı tekneden başka bir şeyi yoktu.

Bin dokuz yüz kırklardı. Güney ve kuzey Kore Japonya savaşları söylentisi yayılıyordu lambalı radyolar da. Her sabah daha şafak bile sökmemişken açılırdı denize ve denizi yırtan tak takları ile. Kahveci Sami löküs camı temizlerdi. Radyo bataryalarını kontrol ederdi. Balıkçı Mehmet bu civarda en bilinmez enginlere açılır en güzel balığı süngeri yengeci yakalardı. Bir gün bir yer keşif etmişti. Atladı. Denizi sisli idi. Balıklar yosunlar Mehmet bir süre sonra çıktı denizden. Yakaladıklarını teknenin kıçına yığdı. Bu gün her zamankinden çok bereketli idi. Mehmet tekrar denize atladı. Bu sefer çokta bilmediği garip bir yerdi. Baktı ki çevrede hiçbir yerde bu güne kadar görmediği bir bitki yumağı ile karşılaşmıştı. Bu yer tam da denizin ortalık bir yerinde idi. Mehmet buralarda hiç görmediği bir yosun türü ile karşılaşmıştı.

Dalları pütürlü mercan denizin dibinde süzülürken güneş ışıkları üzerlerinde renkli oyunlar oynuyordu sanki. Bu kızıl mercan topluluğu ona o dönem balıkçılarına kazanamadıkları paraları kazandıra bilirdi. Ve düşünülen de olmuştu. Balıkçı Mehmet bu kırmızı mercanları toplayıp kasabada satıyor bu güne kadar kazanamayacağı parayı bir gün de alıyor, balıkçılar ve her gün balık verdiği toptancı şaşırıyordu. O bölgeye gidip o esrarengiz mercanları topladığından beri tam da üç sene geçmişti aradan.

Ve yıllar sonra aynı noktaya tekrar geldiğinde o değerli kızıl mercanları bulundukları yerde bir daha göremedi. Tekrar daldı aynı noktaya. Fakat o bölgede ne yosunlar ne de o ilginç mercan toplulukları vardı ortada. Sanki gizli bir el değip kayıp etmişti onları. Balıkçı Mehmet aynı noktaya tekrar en az yirmi otuz kez dalıp çıkmıştı. Ve çıktı son kez. Kendini kayıp ederek haykırdı. Sesi adada yankılanıp martılar acı acı bağrıştılar. Mehmet, başını eğdi ve teknenin kıçında oturup hayıflandı kendi kendine.
– bulamadım! Kayıp ettim onları.

Balıkçı Mehmet o gün bu gündür kulübesinin çevresinde dönüyordu.
-bulamadım. Kayıp ettim onları. Kayıp oldular diyerek kulübenin çevresinde dönüyor, dönüyordu. Onu o halde gören kasabalılar üzülüyorlardı. Ve kasabalılar o, Mehmet’in o mercanları bulduğu bölgeye
“Deli Mehmet” adını koydular.

Hikayelerim
Share this Story:
  • facebook
  • twitter
  • gplus

About Aziz Şimşek

90 lı yıllarda Mersin’de doğmuşum, Teknolojiye merakım küçük yaşlarda web tasarıma duyduğum ilgi ile başladı.Bu ilgim daha da katlandı Web Programcılığı, Arama Motoru Optimizasyonu ( Seo ), Dijital Pazarlama, Sosyal Medya Yönetimi, Grafik ve Reklam sektörlerine giriş yaptım. Şu anda Sakarya Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Lisans öğrencisiyim.

Bir Cevap Yazın

Comment