May.30

Swot analizi nedir? o da necidir?

Bilenler bilir, Sakarya Üniversitesinin naçizane bir öğrencisiyim. Pazarlama dersinde dersin asistan hocası Burçak hanım swot analizi ödevimizin olduğunu ve herkesin bir marka seçerek, markanın swot analizini yapmasını istedi.

Nedir bu swot necidir diye söyledim kendi kendime, hayatımda ilk kez duymuştum.

Biraz araştırdıktan sonra herhangi bir şeyin güçlü yönlerini, zayıf yönlerini, fırsatlarını ve tehditlerini  yazmaktan ibaretmiş, ismi nedeniyle daha karmaşık bir şey bekliyordum 🙂

Aşağıdaki Kahve Dünyası swot analizi örneğini inceleyince zaten ne olduğunu hemen kavrayabilirsiniz.
kahve-dunyasi-swot-analizi

Neyse swot analizini nasıl öğrendiğimi ve vermiş olduğum tepkiyi gereksizce anlattım 🙂 Gelelim şimdi swot analizinin bana kattığı yönlere ve siz değerli okuyucularıma anlatmak istediğim asıl derdime.

Analizini yapacağımız şeyin herhangi bir şey olduğunu söylemiştim onu biraz açacak olursak şöyle örnek verebilirim;

firma, girişim, proje, ürün, kişi hatta bir blogun bile swot analizini yapmak mümkün ve en can alıcı hoşuma giden nokta ise  kişisel olarak güçlü ve zayıf noktalarımızı tespit etmek.

Şu zamana kadar kendimde gördüğüm güçlü ve zayıf yönleri oturup yazayım havasına girmemiştim ama swot analizini öğrendikten sonra şöyle bi kendime  zaman ayırıp tartıp biçtim 🙂

Şimdi oturup bilimsel bilimsel cümleler ile swot analizini nedir,  nasıl yapıldığını ve sonuçta dikkate alınması gerekenleri uzun uzun anlatamayacağım ama  kısa kısa değinebilirim,

Swot Analizi Nedir?

SWOT terimi  tam olarak Strength, Weaknesses, Opportunities ve Threats kelimelerinin baş harfleri kullanılarak oluşturulmuş bir kısaltmadan ibaret. Anlamı ise bir girişimin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek, oluşabilecek yeni fırsatları ve tehditleri tespit etmektir.

SWOT Analizi Önemli Mi?

SWOT Analizi’ni bu kadar etkili ve faydalı yapan, normalde farkına varamayacağımız fırsatları gözler önüne sererek zayıf noktalarımızı anlamamıza yardımcı olması ve bize zarar verebilecek tehlikeleri önceden düşünüp önlem almamızı sağlamasıdır. Tabi ki tüm bunların olabilmesi için zayıf yönlerimizi ve tehditlerimizi cesurca itiraf etmemiz gereklidir.

SWOT Analizi Nasıl Yapılır?

Öncelikle aşağıda ki gibi boş bir kağıt alarak bir tablo oluşturmalısınız. Bu tabloda güçlü ve zayıf yönler size bağlı iç etkenler, fırsatlar ve tehditler ise çevreye bağlı dış etkenlerdir.

swot-analizi-ornegi

Eğitimsel Konular,Yönetim Bilişim Sistemleri

Ara.26

Kişisel Blogda Olması Gerekenler – 1

Kişisel Blog  belli başlı kategorileri olmayan blog yazan kişinin bir nevi günlüğü diyebileceğimiz, yazarın düşünceleri ve yorumları ile süslenmiş bir çok konudan oluşan yazıların bulunduğu blog türüdür.

Kişisel Blog yazanların bazıları kendi adını kullanır, bazıları ise kendine bir rumuz bulur. Rumuz ile yazan yazarları kişisel olarak pek desteklemiyorum.Çünkü rumuz kullanılarak açılan bloglar  daha çok +18 küfür ve edepsiz paylaşımların mecrası haline dönmekte.Her neyse kişisel görüşümden ziyade yazı konumuza dönecek olursak yazarın kendi adını kullanarak yada rumuz kullanarak yazdığı kişisel blogların hepsinde muhakkak olması gereken bazı özellikler vardır.

  • Sade Tema 

Kişisel Blog yazarlarının karma karışık portal sitelerinin kullanması gereken temaları kullanması kişisel blogu için -1 puan niteliğindedir. Çünkü ziyaretçi kişisel blogta rahat rahat dolaşıp yazıları okumak istemektedir. Karma karışık her taraftı birbirine girmiş yada anasayfasın da 10+ kategoriyi tek tek ayırmış  her kategoriden yazıya yer vermeye çalışan bloglar karmaşık yapısından ötürü pek tercih edilmemektedir. Kişisel blogların Anasayfasında en fazla 5 kategoriden yazı olmalı, daha fazlası göz yormakta ve karışıklıktan ötürü ziyaretçinin blogta yazı okumasına imkan vermemektedir.

  • Hakkımda Sayfası 

kisiselbloghakkimdasayfasiKişisel blogları diğer bloglardan ayıran en önemli özelliklerden biridir, yazarın kendisini tanıttığı aynı zamanda yaptığı projeleri ve okuduğu okulları anlatırken Cv’sini bi nevi paylaştığı sayfadır Hakkımda Sayfası..

Kişisel blogları ayıran diğer bir özellik ise blog içerisinde her ne konu üzerine yazılırsa yazılsın içerisinde muhakkak yazarın kişisel yargısı bulunmalıdır.

Nesnel bir durumu anlatırken bile yazarın görüşünü yazı içerisinde bulunmalı, yazarın konu hakkındaki yargısı okuyucunun beklentisini karşılamak adına oldukça önemlidir.

Kişisel Blog okurları sizin görüşlerinizi merak ettiği için sizin blogunuzu takip eder ve girip okur.Durum böyle olunca düşüncelerinizi okudukları için yazarın kaç yaşında olduğunu, neye benzediğini, nelerle ilgilendiğini bilmek istiyor. Bu noktada takipçilerinizin bu merakını giderebilecek bir hakkımda sayfası oluşturmanız gerekiyor.

İlk aşamada kendinizi anlatmak başka bir konuda yazı yazmaya göre daha zor gelse de biraz uğraşla bunun altından kalkabilirsiniz. Yazmanızı kolaylaştırabilmek için, “ben bu blogu okuyan biri olsaydım neyi merak ederdim?” diye düşünerek yazınızın ana konularını oluşturabilirsiniz. Kendinizden, neler yaptığınızdan ve hayat görüşünüzden bahsettikten sonra, yazınızın sonunda belki de yazdığınız blogla ilgili bir şeyler paylaşabilirsiniz.

  • Kategori Menüsü

kategoriBelirleyeceğiniz kategorilerin devamlı üzerinde bi şeyler yazdığınız konular olması gerekiyor. Bir konuyu bir kategori haline getirebilmek için en azından içerisinde 5 tane yazı olması gerekiyor. İçerisinde birer tane yazı olan kategoriler oluşturmanın bir anlamı yok.

Yazıları kategorilere bölmek, takipçilerinizin yazılarınıza kolay ulaşabilmesini sağlarken, aynı zamanda blogunuza yeni uğrayan ziyaretçilerin blogunuzda hangi konular üzerine yazılar bulunduğu hakkında fikir edinmelerine yardımcı olur.Kategoriler blogunuzda kolayca görülebilecek bir yerde olmalıdır

  • İletişim Sayfasıiletisim

Takipçilerinizin size ulaştırmak istediği yorumları, önerileri ya da hoşlanmadıkları bazı konular olabilir. Bunu size iletebilmek için hemen blogunuzda bir mail adresi, ya da iletişim formu arayacaklardır. İletişim sayfası takipçilerinizin size kolayca ulaşmasını sağlar.

  • Yorum Özelliği

Bir blog canlı olduğunu yorumlarla dile getirir. Canlılığın sembolü olan yorumlar aynı zamanda yazının konusu üzerine daha fazla bilgi ve düşünce paylaşımına olanak tanır.

yorumKonuyu okuyucu açısından düşünürsek, yazının konusu okuyucunun ilgili olduğu bir konuysa ya da ilgili olmasa da yazı onu etkileyebilmişse, okuyucu bunu dile getirmek isteyecektir. Yazının sonunda yorum bölümü olmadığını gördüğünde ise okuyucu hayal kırıklığına uğrayacaktır. Bu yüzden blogunuzda yorum özelliğinin aktif olduğundan emin olun.

Yorum kısmının diğer bir özelliği ise okuyucuya hiçbir platforma bağlanmadan yorum yazma imkanının sunulmasıdır.Bazı bloglarda facebook yorum eklentisi ya da discuss yorum yazma eklentisi kullanılıyor. Bana kalırsa blogger ve wordpress‘te olduğu gibi kişinin hiçbir platforma bağlanmasına gerek kalmadan yorum yazabilmesi gerekiyor.

 

Kişisel Bloglar da olması gerekenlerin 1.inci serisinde temel özelliklerden bahsetmeye çalıştım.Sizin de önemli gördüğünüz konular varsa hemen aşağıda dile getirebilirsiniz 🙂

Eğitimsel Konular

Ara.20

Kendimi nasıl geliştiririm?

Eski bir Hint öğretisi; ‘’En büyük erdemlerden birisi kişinin kendi eski halinden daha iyi olmak için sürekli çaba göstermesidir’’ der.  Ve İslam alimlerinden Beyhaki ise ‘’İki günü eşit olan aldanmış; bugünü dününden kötü olan ise lanetlenmiştir.’’ der. İnsanın kendini geliştirmesi her şeyden evvel kendi ruh sağlığına şifa olmakla beraber topluma büyük katkıdır. Pek çok hedefi olan insanoğlunun bence en temel hedefi kendine sürekli eklemek olmalı. Pek çoğumuzun bildiği  kişisel gelişim için yapılması gerekenlerden en önemli bulduğum  20 maddeyi yazmak istedim

  1. Her gün kitap okuyun: Çok klişe bir tavsiye gibi görünse de ‘’ne kadar çok kitap o kadar çok bilgelik’’ en doğru klişelerden birisidir. Sanat, tarih, edebiyat, bilim kurgu veya kişisel gelişim her şeyden biraz okumalı. Ama okumaya ayrılan vakti doğru yazarların katkı sağlayacak güzel kitaplarını okumak için seçici davranarak değerlendirmeli. Zenginleşmek için hep aynı fikri-zikri savunan şeyleri değil farklı görüş, inanç ve bakış açılarını içerek kitapları seçmeyi şiddetle öneririm. Tam aksini yapmanın insanlarda tuhaf bir sabit fikirlilik ve kendisi gibi olmayana tahammül edememe zafiyet oluşturduğunu düşünüyorum.
  2. Bir yabancı dil öğrenin: Evet, evet kesinlikle, kendinizi geliştirmek için mutlaka bir yabancı dil şart, sanırım bu da klişe oldu artık ama yapacak bir şey yok, Yabancı dil kişisel gelişim için kesinlikle gerekli artık.
  3. Bir hobi edinin: Türkiye de insanların en eksik olduğu konulardan birisi hobi sahibi olmak. Bu bir kültür ve bizde yerleşmemiş. Spor yapmak hobi değildir ama dalmak hobidir, müzik dinlemek hobi değildir ama iyi bir müzik arşivi yapmak hobidir, kitap okumak hobi değildir ama temalı kitaplar biriktirmek hobidir, sinemaya gitmek hobi değildir ama güzel bir film koleksiyonu yapmak hobidir. Daha spesifik şeyler bulmalı ve en az bir hobi edinmeli. Benim hobim blog yazmak. Yazı yazdığım ve yayınladığım günler bütün gün meditasyon yapmış gibi hafifliyorum.
  4. Eğitimlere ve kurslara katılın: Her yıl az veya çok merak ettiğiniz gelişmek istediğiniz bir konuda, ehil hocaları bulduğunuzdan emin olarak eğitim,seminer vb katılın.
  5. Korkularınızdan kurtulun: Bu yazıyı okuyan herkesin mutlaka bazı korkuları vardır. Bizi özgürlükten alıkoyan, çoğu kendi illüzyonlarımız olan korkulardan kurtulmak son derece ferahlatıcı. Çoğu zaman neden korku tepkisini verdiğimizi açıklamakta güçlük çekebiliriz, çünkü bizi korkutan, nesne ya da durumun kendisinden çok onunla ilgili edindiğimiz fikirlerdir. Bu fikirler; anne- baba veya diğer kişilerden edinilen fikirler olabileceği gibi, geçmiş deneyimlerimiz olabilir. Çok uzun yıllar korktuğum için araba kullanmadım. Üzerine gittiğim hafta yalnız başıma trafikteydim. Sonra korkuyla geçen yıllara hayıflandım ama bir korkuyu yenmek kişisel gelişim için güzel bir aşama.
  6. Yeteneklerinizi geliştirin: Müzik, resim, sahne sanatları, el becerisi her insanın bir şeylere yetenegi vardır. Siz de ‘’ Zamanında ailem üzerinde dursaydı, eğitim aldırtsaydı ben şimdi çok iyi bir ………………… olurdum’’ deyip sorumluluğu başkalarına atanlardan mısınız?  İngiliz’in güzel bir sözü var ‘’ beter late than never’’ yani geç olması hiç olmamasından daha iyidir. Yeteneğiniz varsa en geç yarın harekete geçin.
  7. Erken kalkın: Araştırmacılar erken kalkmanın depresyonu yenmeye yardımcı olduğunu söylüyor. Vücut hormonlarını düzenlediği gibi kilonun korunmasında da etkilidir. Erken saatteki güneş ışığı mevsimsel duygulanım bozukluğuna karşı iyi gelir. Stresi hafifletir.
  8. Spor yapın: Evet klişe bir tavsiye ama seratonin ve endorfine doymanın yegane yolu. 2-3 ay sonunda vücutta hissedilen değişim insanı motive eder. Ayrıca spor yapmak için mutlaka kilo problemi olması gerektiğini düşünen, spor yapan fit insanlara “aaa senin ne ihtiyacın var” diye soran zihniyete de şöyle seslenmek isterim ‘’ spor, hem vücudu hem de ruhu güzelleştirir. Ruh güzelleşince hayat da güzelleşir.
  9. Konfor alanınızı terk edin: Konfor alanı kisinin kendisini güvende ve rahat hissettiği, yaşamının büyük bir bölümünü içinde sürdürdüğü görünmez alandır. Genellikle az çaba ve riskle belli bir rutinin yakalanması hali de denilebilir. Konfor alanı kişinin evi, ailesi, arkadaş ortamı, okulu, iş yeri, mesleği, dini, yaşadığı şehri, hatta futbol muhabbetleri vs olabilir. Konfor alanı çok rahat ve güvenli bir ortam sağlasa da, içinden ara sıra da olsa çıkılıp farklı alanlar keşfedilmezse, uzun vadede tekdüzelik, sıkıntı, gerileme ve performans düşüklüğü getiriyor. Konfor alanının dışında ise öğrenme alanı var. Yeni şeyler ancak kişi kendi konfor alanı dışına çıktığında ve kendini zorladığında öğrenilir.
  10. Geri bildirim alın: Fikirlerine güvendiğiniz objektif kişilerden kendiniz ile ilgili geri bildirim alın. Bu hem iş hayatında hem özel yaşamda son derece besleyicidir. Hayatım boyunca bana en çok katkısı olan kişiler duymak istemediğim ama doğru olan şeyleri söyleyen kişiler oldu. O an hoşunuza gitmeyebilir ama sıhhatli düşünüp değerlendirdiğinizde dostun acı ama doğru tenkitleri son derece faydalı olur.
  11. Kör noktalarınızı tanımlayın: Araç kullanırken kör nokta nasıl bir kabus ise, kaza yapmaya sebebiyet verirse kişisel kör noktalarda aynı özelliğe haizdir. Sabit fikirlilik, aşırı inat, abartılı hırs, kıskançlık, fazla gözü karalık, ödleklik, narsizim, bağnazlık yüzlercesi sayılabilir. Kendini fark eden hayatı fark eder. Kendinizi keşfedin ve tedbirli olun.’’ Benim kör noktam yok galiba’’ diyorsanız kendiniz kör olmuşsunuz demektir.
  12. Yazın, liste yapın: Yazmanın kinestetik enerjisine inanın, yazdığınız şeylerle aranızda bir akit oluşu ve onları mutlaka yaparsınız.
  13. Aksiyon alın: Hiçbir şeyden çekmedi Türk milleti ataletinden ( tembelliğinden ) çektiği kadar. Bir sürü hayali var herkesin ama harekete geçen pek az. Verilecek kilolar, okunacak kitaplar, gidilecek yerler, öğrenilecek şeyler, kurulacak işler hepsi orda duruyorlar onlara yürümeniz için.
  14. Esin kaynağı insanlar edinin: Sizi harekete geçirecek, yüreklendirecek, güzel hikayeleri olan insanlar keşfedin. Onları takip edin, okuyun, onlardan beslenin.
  15. Kötü alışkanlıkları bırakın: Sizi mutsuz eden hiçbir şeyin esiri olmayın. Sigara, alkol, uyuşturucu, aşırı uyku, sürekli geç kalmak, tırnak yemek, kötümserlik.. Her ne kötü alışkanlığınız varsa kurtulun. Ama hepsinden aynı anda değil. Kendinize aniden yüklenirseniz yorucu olabilir. Unutmayın parçalara bölmek her zaman işe yarar.
  16. Zor insanlarla başa çıkmayı öğrenin: Theodore Roosevelt in çok sevdiğim bir sözü var; ‘’Başarı formülünün en önemli tek bileşeni insanlarla iyi geçinmeyi bilmektir’’. Kolay insanla herkes iyi geçinir, mühim olan zor olan insanlarla iletişim kurabilmek ve müzakere etmek. Bu çok kıymetli bir beceridir, demedi demeyin.
  17. Farklı arkadaşlar edinin: Sizi besleyecek, yeni şeyler katacak, bakış açınızı değiştirecek sohbeti derin ve güzel insanlarla vakit geçirin. Çocukluğumdan kalma bir alışkanlığım hayatıma çok şey kattı. Her türlü fikirden, inançtan, fraksiyondan dostlar edindim. Tek tip muhabbetler, aynı bakış açıları bağnazlaştırır. Farklı insanlardan beslenin, hepsini anlamaya çalışın. Aynı küçük mikro çevreden beslenenlerde bir süre sonra sabit fikirlilik kaçınılmaz oluyor. Ve lütfen sizin gibi olmayanlara tahammül etmeyi öğrenin. Yunus Emre nin dediği gibi; Yetmiş iki millete bir gözle bakmayan, Halka müderris olsa da Hakk’a asidir.
  18. Sunum yapmayı öğrenin: Çok ilginç bir çalışmanın sonucunu paylaşayım; çoğu insanın en çok korktukları şey topluluk karşısında konuşmakmış. Ölüm korkusu ikinci sırada onu takip ediyor. Eğitim alın, provalar yapın, destek alın ama topluluğa hitap etmeyi öğrenin. Hep söylerim; ‘’bir kere çıkın sahneye sonra sizi indirmeleri zor olacak’’.
  19. Geçmişi geçmişte bırakın. Dünle olan kavgasında yarını kaybedenler dolu. Hepimiz acılar yaşadık, kaybettik, aldatıldık, kandırıldık, unutulduktuk, zorlandık, haksızlığa uğradık. Bir kalabalık güruh var ki düne hayıflanmaktan vazgeçemeyen. Dünü konuşacaksam güzellikleri konuşmayı tercih ediyorum, iyi geliyor. Yaşadığım olumlu olumsuz deneyimlerin tamamını da kabul ettim, iftiharla hatırlıyorum ve seviyorum çünkü bugünkü bana çok katkıları var. Lütfen geçmişi evi yapıp içinde yaşayanlardan olmayın.
  20. Kendiniz olun: Bir insanın en çekici güzel hali sahici kendisi olduğu halidir. Yapmacık hareketler, jestler, mimikler, gülüşler, tavırlar son derece itici. Bunca zamanda edindiğim en net tecrübelerden birisi; hangi sosyo kültürel seviyeden olursa olsun insanların, samimiyetle yapaylık arasındaki ayrımı çok net yapabildiğidir. İnsanlara samimi sevgi ve ilgi gösterip çıkar ilşkisi gözetmeksizin hayatınıza temas eden herkese kendisini biricik hissettirin.

 

 

Kaynak: Hülya Mutlu

Eğitimsel Konular

Ara.19

Blog Nedir?

Herkesin dilinden düşmeyen bir kavram olarak blog, şu etkinliğe gittim blogumda yazdım bak, şu filmi izledim blogumda anlattım bak oku gibi cümleler duyuyorsanız, bir blog sahibi arkadaşınız olduğu aşikardır.

Peki siz yabancı mısınız bu blog kavramına? Aslında hepimiz her gün internette gezinirken araştırma yaparken çoğu blogları inceliyor ve bloglardan yazılar okuyoruz.

Peki farkında mıyız? Blog nedir biliyor muyuz, hadi biliyorsunuz peki Blog Tutuyor musunuz?

Evet evet, Blog tutmaktan bahsedecem, çünkü bana göre blog demek internette günlük tutmak demektir. Bu yüzden hep blog yazmak diye değil blog tutmak diye bahsederim.

Peki Sizin Kendi Blogunuz Mevcut Mu?

Blog özünde kavram olarak web-log kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İnternette yaptığınız gezilerde hangi sayfaya girip neler gördüğünüzü ve ilginizi çeken bölümleri bir seyir defterine not eder gibi not edip yazdığınız hatta bu gördüğünüz yerdeki resimleri de eklediğiniz sayfalar topluluğudur.

Sürekli olarak Weblog! Weblog! ifadesinin kullanılıp konuşma dilinde baskının We-blog şeklinde vurgulanmasından dolayı zamanla “we” hecesi düşmüş ve devamlı kullanılan dillerden düşmeyen “blog” kavramı oluşmuştur.

Tabii her şeyde olduğu gibi teknik bir terim oluşunca onunla uğraşanlarında ve bu işle ilgili yapılan işlemlerinde terimleri hemen hazır olmakta. Nitekim bu işle uğraşanlara “blogcu – blogger” ve blog üzerinden metin yazıp gönderme işlenmede “bloglama – blogging” denmiştir.

 

Peki anladık, blog bir nevi internetteki günlüğümüz diyebiliriz ama neler yazılmalı, nelerden bahsedilmeli ki?

Aslında Blogda yazılacak konular tamamen Yazarın elindedir.İstediği konudan bahsedebilir, istediği her şeyi paylaşabilir.blog-laptop Bloglar birçok konudan bir sürü farklı içerik ve resmi içerisinde barındırabilir. Bu o blog sahibinin isteğine ve o blog yapısını belirlediği standartlara göre değişiklik gösterir. Önemli olan blog içinde yazılan konuların bir bütünlük ve uyumluluk göstermesidir. Peki, hep aynı konudan mı yazılacak? Hayır !!! Farklı konulardan da yazsanız bu sefer de uyumsuzluğun getirdiği uyumluluğu yakalarsınız.

Peki Neden Blog ?

İnsanlar site açmaktan çok blog açmaya daha doğrusu blog ile uğraşmaya iten birçok sebep vardır. Özellikle kişisel sayfalarda toplu blog hizmeti veren blog portallardan hizmet alanların sayısı hiçte yadsınamayacak kadardır.

Bunun hiç şüphesiz en önemli sebeplerinden biri bir site açmak için verilmesi gereken domain ve hosting gibi ücretlerden kurtulmak olarak gösterilebilir.

Tabii buna  kolay kullanılabilir ve hiç teknik bilgi bilmeden güncelleme yapılan içerik yönetim sistemlerinin de sadece ücretsiz üyeliğe eklendiği düşünüldüğünde gösterilen ilginin hiçte sebepsiz olduğu söylenemez.

Ayrıca bu sistemlerin sabit yapıda bir görünüş değil kullanıcıların zevkine göre sundukları farklı şablonlardaki sayfa yapıları blog kullanımına gösterilen ilgiyi kat ve kat arttırmaktadır. Peki, sadece onların verdiği şablonlar mı hayır!

Kendi yaptıklarınızı da ekleyebildiğinizden, bir sürü sayfa tasarımları ve alternatif çözüm ve resimler ortalıkta kolaylıkla dolaşmaya ve gösterilen ilginin artmasına sebep olmaktadır.

Son olarak bunlara karşılıklı blog linkleri de eklendiğinde hiç kullanmayan kişilerin de başkalarından görüp blog havuzuna dalma isteklerini arttırdığı bir gerçektir.

Peki siz neden hala bir blog tutumuyorsunuz?

Blog Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
1. Amacınızı belirleyin:
2. Okuyucularınızı tanıyın:
3. Gerçekçi olun:
4. Sitenizi sık sık güncelleyin:
5. Blogunuzu halka tanıtın :
6. Kaynaklarınıza link verin:
7. Diğer bloglara link verin.
8. Sevdiğiniz konular hakkında yazmaya çalışın:
9. Sabırlı olun:

Eğitimsel Konular