Kas.17

Yumurta ve Yulaf

Merhaba arkadaşlar, seri halinde yazmayalı uzun zaman oldu ve bu yüzden haftalık seri yazılarıma başlamayı planladım ve ilk olarak bu yazı ile temeli atmaktayım. Her  hafta yaşam kategorimde 1 konu başlığını ele alıp, araştırmalar yapıp, edindiğim bilgileri kendimce yorumlayarak anlatmaya çalışacağım. Hem yazılarımı okuyan ziyaretçilerime hemde kendime genel kültür nezdinde bilgiler aşılamayı hedeflemekteyim. Bu hafta herkesin dert yandığı bir konudan bahsetmek istiyorum, Kansere karşı önlem almak.

Peki, neler yapmalıyız? Nasıl beslenmeliyiz? Nelere dikkat etmeliyiz. Her şeyden önce besin listemizi güncellememiz gerekmekte, neler yediğimize dikkat etmemiz gerekmekte. Sağlıklı yaşamak isteyen herkesin besin listesinde olması gereken Yumurta ve Yulaftan bahsedelim.

Her gün tüketilmesi gereken iki besin: Yumurta ve Yulaf

Yumurta, Herkes bilir ki anne sütünden sonra tüm besin ögelerini içeren mucizevi besindir. Oldukça protein içermesinden ötürü sporcuların besin listesinden asla çıkmaz. Eğer sağlıklı yaşamak ve kansere önlem almak için Yumurtayı kesinlikle besin listenize eklemeli ve her sabah en az 1 adet yemenizi öneririm.

Son dönemlerde kansere karşı önlem için doktorların özellikle değindiği nokta ise lifli beslenmenin artırılması. Tahıllar arasında besin değeri oldukça yüksek olan yulafı diyet listelerinde görmemiz bizi hiç şaşırtmasa gerek. Kolesterol seviyesini düşürmesiyle bilinen yulaf kesinlikle besin listenizde olmalı, ayrıca yeterli ve dengeli beslenmenin başı olarak yulaf gösterilmekte. Yulafın nasıl tüketileceği konusunda tartışmalar olsa da ortak kanaat sabah kahvaltılarında ya da ara öğünlerde bir kâse yoğurda yemek istediğiniz kadar yulafı ekleyerek karıştırmak

Her ne kadar yumurta ve yulaf yenilmesini söylesek de sadece bunlarla sınırlı kalmamamız gerektiğini bilmeliyiz. Sağlıklı yaşamın temel şartı spordur. Yeterli ve dengeli beslenme ile sporu bir arada tuttuğumuzda zaten kansere karşı önlemi almış olmaktayız.

Vücudumuz dinç tutmak için spor yapmalı ve besin listemizde yumurta ve yulafa yer vermeliyiz. İlk serimi burada sonlandırıyorum. Haftaya serinin  yeni yazısında görüşmek üzere, sağlıcakla 🙂

 

Yaşamsal Konular

Kas.16

The Flash

Her şey 6 ay önce Iron Man 1’i izledikten sonra oldu, izlediğim film-dizi tarzları genelde hep komedi – aksiyon olurdu. Ironman ise komedi-aksiyon’a bilim kurgunun eklenmiş haliydi resmen ve izlemekten oldukça keyif alıyordum. Bir şeyler izlemek istediğimde  Marvel ve DC dünyasından film-dizi açıp izlemeye başladım.

Yayınlanmaya başladığı ilk sezondan itibaren yoğun ilgi görmüş olan Flash’ı geçen hafta izlemeye başladım.

Dizi Dc Comics yapımı. DC’ı Batman ve Superman filmleri sayesinde bilsem de detaylı bir şekilde araştırmışlığım yoktu. Flash sayesinde ayrıntılı olarak bakmaya başladım 🙂

Dizinin birinci sezonunu bitirdikten sonra ikinci sezonunu fazla vakit geçirmeden izledim, Şu anda 3.sezonda ve her hafta yayınlanmasını bekliyorum.

İzlediğim ilk fantastik dizi olmasına karşı izlemekten aşırı derece de keyif aldım.

Fantastik filmlerde kurguyu her zaman eksik bulur ve şu olay neden eksik kaldı diye söylenirdim lakin fantastik dizi izleyince sağlam kurgunun dizilerde daha iyi oturduğunu görmüş oldum.

Flash’ı izlerken konuk olarak dahil olan Oliver Queen’i de tanıma şansım oldu. Arrow’u internette kısaca bi araştırdım ve müsait zamanlarımın yeni dizisi olacağa benziyor.

Şimşeğin gücü sizinle olsun.. 🙂

İzlediklerim

Tem.29

Piyasada Yönetim Bilişim Sistemleri ne durumda?

Yönetim Bilişim Sistemleri bölümü okuyan ve okumak isteyen öğrencilerin şu sıralar oldukça merak ettiği bir duruma değinmek istedim.

Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünü bir şevkle okuyan öğrencilerin veya sadece üniversite bitirdim diyebilmek için okuyanların piyasada yarattığı olumlu olumsuz etkiler zaman geçtikçe şekil alıyor.

Akademisyenlerin bir çoğu Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünü işletme ve bilişim olarak değil de %50 si işletme %30’u bilişim ve %20’lik kısımına da optimizasyon, matematik endüstri mühendisliği ve karar alma sistemleri olarak ifade etmekteler.

Yönetim Bilişim Sistemleri dediğimiz olay tek başına bir bilim alanı olmanın ötesinde özellikle işletmeyi ve IT yi birbirine bağlayan bir köprü olarak karşımıza çıkmakta.

Peki Piyasada Ne Durumda Yönetim Bilişim Sistemleri?

Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü öğrencileri, içerisinde bilişim olan her işletmede kendisine yer edinebilir. YBS mezunları hem bilişim hem de işletme bilgileri sayesinde interdisipliner olmayan bölümlerden mezun olmuş adayları geride bırakmaktadır.

Lakin ve lakin bu durumu kendini geliştirmekte olan öğrenciler için geçerli bir durum olarak ele alabiliriz.

Peki genel standart ve piyasadaki gerçek koşullar nedir?

Piyasada nasıl bir Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencisi istenmekte?

Piyasada YBS formal olarak tam anlamıyla tanımlanmıyor fakat piyasada YBS’nin ne olduğu çok iyi biliniyor. Yönetim Bilişim Sistemlerine olan ihtiyaç da çok iyi biliniyor ama piyasa çoğu yerde olduğu gibi biraz uyanık davranıyor.

Piyasa Tüccar kafasıyla bakıyor. Ben bir tane anahtar alayım o anahtar tüm kapıları açsın mantığı var. O anahtar da genellikle bilgisayar mühendisleri oluyor. Dolayısıyla Piyasa YBS cinin ne katacağının farkında ama maliyeti yüksek olacağı için YBS’ciyi görmezden geliyor.

Onun yapacağı işi bilgisayar mühendisi de yapar yazılım mühendisi de yapar ya da benim teknik elemanım her ikisini de yapsın modunda ama bu durum şirketlerdeki kurumsallaşma arttıkça özellikle de bilişim alanındaki kusurlar arttıkça değişmekte ve şirketler bu böyle olmuyormuş, YBS’ciye ihtiyacımız var demekteler.

Kısacası YBS öğrencisi kendini geliştirdiği sürece piyasa tabiri ile tüm kapıları açacak anahtar olabilmekte.

Prof. Dr. Erman Coşkun Hocama Teşekkürler..

Aziz Şimşek

Yönetim Bilişim Sistemleri

Haz.20

Panda reklam klişelerimize savaş açtı

Panda dondurmaları çocukken en çok yediğim dondurmalardandı.

90’lı dönemlerde doğanlar iyi bilirler bakkal amcadan dondurma almak için para biriktirilen dönemleri.

Algida’nın Max’ı da o dönemlerde en çok yediğim dondurmalar arasında yer almaktaydı.

Panda son yıllarda yürütmüş olduğu reklam kampanyaları ile dondurma sektöründeki ezberleri bozmakta, normalden çok agresif iletişim kampanyası ile yani rakibe saldırarak büyüme hedefinde ve dikkatleri üzerine çekmekte..

Bu stratejisini izlediği ve yine çok konuşulacak bir kampanyaya imza attı.

Geçmiş yıllarda yaptığı reklam filmlerinde en büyük rakibi Algida’yı ti’ye alan Panda bu sefer her gün reklam kuşağında karşımıza çıkan Türk reklam klişelerine savaş açtı.
İşte Türk reklamcılığının kısa bir özetini de içinde barındıran o çalışma:

Bakalım Panda bu agresif pazarlama yöntemi ile nasıl bir büyüme gösterecek hep birlikte göreceğiz..

Pazarlama Dünyası

Haz.13

Microsoft Linkedin’i satın alıyor peki sonrası?

Hepimizin tabiri ile koskoca bir dev  olan Microsoft, iş bazlı profesyonel sosyal ağ olan Linkedin’i satın alıyor hemde 26.2 milyar dolara alıyor.

Ödemenin tamamı nakit olacak şekilde, hisse başına 196 dolar ödenecekmiş. Anlaşma ise 2 yıl içinde imzalanacakmış.

Peki Microsoft neden Linkedin’i değerinden %49.5  daha fazla fiyat ödeyerek satın alıyor. Nasıl bir strateji izleyecek bunlar merak konusu..

Microsoft’un açıklamasına göre Linkedin, özerk olarak marka ismini, kültürünü ve bağımsızlığını koruyacakmış ve şu andaki  CEO’su Jeff Weiner görevini yapmaya devam edecekmiş, bu satın alınma tarzı bana  Facebook’un Whatsapp’ı satın aldığı dönemi hatırlattı.

Linkedin, Twitter hesabından yaptığı açıklamasında, Microsoft ve Linkedin, profesyoneller ve kurumları kuvvetlendirmek için güçlerini birleştiriyor dedi.

 

Peki bu satın alma neye işaret? Neler olacak herkes bi tahmin yürütüyor ama bi açıklama mevcut bu konuda,

 

Microsoft CEO’su Satya Nadella açıklamasında Linkedin sosyal ağının gerçek bir platform olarak Microsoft Office’e entegre edileceğini duyurdu. Office programı bilgisayar başında belirli bir işi tamamlamaya çalıştığınızı anladığı zaman, Linkedin tıpkı sarı sayfalar gibi davranarak size işinizi yapacak kişiyi önerecek.

Benim anlayabildiğim kadarıyla internette yaptığımız iş ile alakalı tamamlanması gereken kısımlar için işçi aradığımızı anladığı an bize elimizdeki işi yapabilecek örnek işçiler önerecek gibi duruyor.

Boyacı arasak dahi Microsoft bize yaşadığımız alanda çalışan yada çalışabilecek boya ustalarını önerecek gibi duruyor.

Bu durum gerçek olursa eğer Microsoft, Google ve Facebook’a ciddi anlamda rakip olacak.

Şu anda sadece tahmin yürütmekten başka bir şey yapamayız, olacakları bekleyip hep birlikte göreceğiz, umarım Linkedin’i Microsoft’un aldığına pişman olacağımız bir sonuç çıkmaz ortaya..

 

Teknoloji Dünyası

May.30

Swot analizi nedir? o da necidir?

Bilenler bilir, Sakarya Üniversitesinin naçizane bir öğrencisiyim. Pazarlama dersinde dersin asistan hocası Burçak hanım swot analizi ödevimizin olduğunu ve herkesin bir marka seçerek, markanın swot analizini yapmasını istedi.

Nedir bu swot necidir diye söyledim kendi kendime, hayatımda ilk kez duymuştum.

Biraz araştırdıktan sonra herhangi bir şeyin güçlü yönlerini, zayıf yönlerini, fırsatlarını ve tehditlerini  yazmaktan ibaretmiş, ismi nedeniyle daha karmaşık bir şey bekliyordum 🙂

Aşağıdaki Kahve Dünyası swot analizi örneğini inceleyince zaten ne olduğunu hemen kavrayabilirsiniz.
kahve-dunyasi-swot-analizi

Neyse swot analizini nasıl öğrendiğimi ve vermiş olduğum tepkiyi gereksizce anlattım 🙂 Gelelim şimdi swot analizinin bana kattığı yönlere ve siz değerli okuyucularıma anlatmak istediğim asıl derdime.

Analizini yapacağımız şeyin herhangi bir şey olduğunu söylemiştim onu biraz açacak olursak şöyle örnek verebilirim;

firma, girişim, proje, ürün, kişi hatta bir blogun bile swot analizini yapmak mümkün ve en can alıcı hoşuma giden nokta ise  kişisel olarak güçlü ve zayıf noktalarımızı tespit etmek.

Şu zamana kadar kendimde gördüğüm güçlü ve zayıf yönleri oturup yazayım havasına girmemiştim ama swot analizini öğrendikten sonra şöyle bi kendime  zaman ayırıp tartıp biçtim 🙂

Şimdi oturup bilimsel bilimsel cümleler ile swot analizini nedir,  nasıl yapıldığını ve sonuçta dikkate alınması gerekenleri uzun uzun anlatamayacağım ama  kısa kısa değinebilirim,

Swot Analizi Nedir?

SWOT terimi  tam olarak Strength, Weaknesses, Opportunities ve Threats kelimelerinin baş harfleri kullanılarak oluşturulmuş bir kısaltmadan ibaret. Anlamı ise bir girişimin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek, oluşabilecek yeni fırsatları ve tehditleri tespit etmektir.

SWOT Analizi Önemli Mi?

SWOT Analizi’ni bu kadar etkili ve faydalı yapan, normalde farkına varamayacağımız fırsatları gözler önüne sererek zayıf noktalarımızı anlamamıza yardımcı olması ve bize zarar verebilecek tehlikeleri önceden düşünüp önlem almamızı sağlamasıdır. Tabi ki tüm bunların olabilmesi için zayıf yönlerimizi ve tehditlerimizi cesurca itiraf etmemiz gereklidir.

SWOT Analizi Nasıl Yapılır?

Öncelikle aşağıda ki gibi boş bir kağıt alarak bir tablo oluşturmalısınız. Bu tabloda güçlü ve zayıf yönler size bağlı iç etkenler, fırsatlar ve tehditler ise çevreye bağlı dış etkenlerdir.

swot-analizi-ornegi

Eğitimsel Konular,Yönetim Bilişim Sistemleri

May.29

Iron Man – Demir Adam

Yayınlandığı dönem sinematik evrende yoğun ilgi görmüş olsa da Iron Man’i hep dikkatimi çekmeyen bir film olarak varsaydım.

Bir türlü açıpta Iron Man diye bir film vardı izleyeyim havasına girişmedim hiçbir zaman.

Taa ki ev arkadaşım bir akşam Iron Man’ı açıp haydi film izliyoruz diyene kadar..

Film Marvel Comics yapımı. Marvel’ı Örümcek Adam serileri sayesinde bilsem de detaylı bir şekilde araştırmışlığım yoktu..

Her şey o akşam Iron Man 1’i izledikten sonra oldu, izlediğim film tarzları genelde hep komedi – aksiyon olurdu. Ironman ise komedi-aksiyon’a bilim kurgunun eklenmiş haliydi resmen ve izlemekten oldukça keyif alıyordum.

demiradamBirinci film bittikten sonra serinin ikinci filmini fazla vakit geçirmeden izledim, 3-4 gün içinde 3 seriyi de tamamen bitirdim.

Ardından başladım Marvel Dünyasını araştırmaya Kaptan America, Thor, Hulk ve daha sayamadığım onlarca karakterlerin hem çizgi romanları olduğunu hemde sinema filmleri olduğunu öğrendim.

Çizgi romanlar cezbetmedi desem yeridir, biraz nostalji benim gözümde..

Sinema filmlerini araştırmaya başladım ama Iron Man‘in olduğu filmlere göz attım hemen Avengers ( Yenilmez ) serisi olduğunu gördüm.

Hiç durur muyum Demir adamın olduğu bir film bulmuşum, başladım izlemeye yanlış hatırlamıyorsan ya 1 günde yada 2 günde Yenilmezlerin 2 filmini de bitirdim.

Diğer filmleri de boş vakit bulduğum zamanlar izlemeyi düşünüyorum.

Daha doğrusu film izleyeceğim zaman artık sadece Marvel filmlerini içinden film seçmeye meyilleniyorum 🙂

Eğer 1 ay önce film dünyasına bu kadar hasta olacaksın deseniz inanmazdım ama Iron Man sayesinde Marvel Fimlerini hayranlıkla izliyorum.

Umarım Türkiye’den de adam akıllı bir süper kahraman filmi çıkarda izlemek nasip olur ama o zamana kadar Marvel Dünyasına devam 🙂

 

İzlediklerim

May.26

Bir şarkı en fazla ne olabilir ki!!

Bazı şarkılar vardır, insanın içine huzur verir, dinledikçe dinler ve uzun bir süre başka bir işle meşgul olurken dahi o şarkıyı mırıldanırsınız, siz yapmıyorsanız bile ben yapıyorum bunu..

Dinlerken huzur bulduğum ve ruhumun derinliklerine inen şarkılar vardır, işte onlardan bahsediyorum.İnsanı dünyadan bir kaç dakikalığına alıveren ve ruhunu dinlendiren şarkılar bunlar..

3-5 dörtlükten oluşan yazı parçasıdır aslında, güzel bir ritm ve ezgi ile söylenen altı üstü şarkıdır ama kendi düşüncelerimizden, yaşadıklarımızdan ve hayallerimizden izler bulmuşsak eğer bir şarkıda işte o zaman ruhumuza inmiştir o sözler, bizi kendine sarmalamıştır. Kalbimizde ki eşsiz akarsuda akıp durmaktadır artık, biz istesek de istemesek de..

Bazı şarkılar vardır, keyfimizi yerine getirir, bize eğlence ile seslenir ”yeter artık neşelen Lan” der gibi haykırır, işte o şarkılar da kalbimizin eşsiz semalarında seyahat ederler.

” Müzik ruhun gıdasıdır. ” bu sözü söyleyen kişinin müziğe aşık bir insan olduğunu temenni ediyorum. Aslında sevdiğimiz çoğu şarkı haykırıp, bağırmak istediğimiz duygularımıza tercüman gibidir.

Bu duygu ille de aşk olmak zorunda değildir. Örneğin; işsizlik, yoksulluk, huzursuzluk, mutsuzluk, eğlence, mutluluk, rahatlık gibi bir sürü duygularımıza tercümandır şarkılar. Sevdiğimiz her müzik aslında bir haykırıştır içimizden gelen..

Şarkılarla ilgili içimden geçenleri yazdığım bir oldu bu yazı da işte, ne demişler ” içine atma blog’una yaz.. “

Şimdi en sevdiğin bir şarkıyı mırıldan ve duygularını haykır gitsin.

Yaşamsal Konular

May.22

Aylar sonra iş mülakatı deneyimlerim

Tarihi tam olarak hatırlayamasam da bir sene geçmişti en son ki iş mülakatı tecrübemin üzerinden, giriş cümlem ile beraber sıkıcı bir konuya değinmenin acizliğini hissettirdim galiba..

Hangimiz seviyoruz ki sıkıcı iş mülakatlarını, işsiz işsiz ortalıkta dolanıp da işe girebilmek ümidiyle mülakattan mülakata atlayan birisi için  hiç de eğlenceli bir serüven değil bu iş mülakatı dedikleri velet..

Beni tanıyanlardan üniversitede okuyorsun neyin mülakatı neyin isyanı bu diyenler var herhalde?

Laf kalabalığını bırakıp konuya geçmem gerekiyor, aslında nasıl isyan etsem ifade edilmez ama başlıyorum ufaktan

Son bir aydır kendime göre uygun iş ilanlarına üniversite öğrencisi halimle öz geçmişimi gönderiyorum. Öz geçmişimi gönderdiğim yerler geri dönüş yapıyor, aradıkları eleman özelliklerine uyduğumu beyan ediyorlar telefonda, ee ? şu gün gel görüşelim diyorlar..

Gün gelip çatıyor, bendeniz garibim de işle alakalı analiz yapıp, firma hakkında bilgi sahibi olup dolu dolu çıkmaya çalışıyor patronların karşısına..

Efendim görüşme saati gelip çatıyor ve görüşme yerine gidiyorum,

Tatlı tatlı selamlaşmalardan sonra giriyor patron yaveri konuya, iş hakkında detaylı detaylı konuşuyor, hangi süreçleri bilip bilmediğim konusunda da beni tartmaya çalışıyor soruları ile..

Tüm sorulardan ve açıklamalardan sonra aradıkları kişinin ben olduğuma karar verildi sıra çalışma saati ve şekli üzerine konuşmaya gelindi.

Patron yaveri hemen tam zamanlı çalışan lazım bize diyerek izahını yapıyor, ben ise 3 aylık yaz döneminde tam zamanlı çalışabileceğimi, eylülden sonra ise sadece okul derslerimin olduğu saatlerde yerime eleman bırakacağımı ve işin aksamayacağını beyan ettim.

Hiddetli bir ses ile bize tam zamanlı çalışan lazım maalesef çalışma şartlarınız bize uymuyor, yarım zamanlı eleman ihtiyacımızda sizinle görüşelim cevabını aldım,  cevabın ardından tatlı tatlı vedalaşıp, iyi çalışmalar diyerek görüşme yerinden ayrıldım.

Konuyu kabaca özet geçerek anlattım ama Halil Sezai gibi uzun uzun isyan diyerek bağırabilirim.

evet evet isyan edebilirim,

Niteliklerim uyduğu halde, öğrenci olduğum için  çalışamamaktan

isyan edebilirim,

patronların bilişim dünyasında çalışan elemanların tam zamanlı anlayışını değiştirmemesinden..

ama sadece ve sadece isyan edebiliyorum.

Tüm iş mülakatı süreçlerine isyaaaannn…

 

Yaşamsal Konular

May.19

Aylar sonra web dünyası

Evet evet, aylardır yazmıyorum, şimdi bir sürü bahane sunabilirim şu yüzden yazmadım, şu oldu, başımdan şu olay geçti, şu işle meşguldüm falan filan art arda sıralayıp hem kendimi hem de seni kandırabilirim.

Blogumla ilgilenmediğim süre zarfında yeni öğrenmiş olduğum bir söz ile bu konuyu netleştirmek istiyorum, bir işi gerçekten yapacaksan, hiçbir bahanenin arkasına saklanma..

Kısacası gerçekten yazmak istemediğim için aylardır suskun bir halde blogum..

Yazmamak üzerine çok yazdım ve bana bile sıkıcı geldi artık 🙂

Peki neyden bahsedeceğim bu yazıda ona değinmek istiyorum;

Şu sıralar web tasarım dünyası üzerine dikkatimi çeken  gelişmekte olan web tasarım trendlerini ve web sitenizde nereye odaklanmanız gerektiğini ayrıntılı bir şekilde kullanıcı deneyiminin, web sitesi optimizasyonunun, web site tasarımının en güncel istatistiklerinden ve bilgilerinden bazılarını senle beraber inceleyim;

Genel web tasarımı istatistikleri

  1. İçeriği okumak için 15 dk verildiğinde, insanların 2/3’ü düz bir şeyden ziyade güzel tasarlanmış bir yazıyı okumayı tercih ediyor. (1)
  2. İnsanların % 39’u eğer bir web sitesinin resimleri yüklenmiyorsa veya yüklenmesi uzun zaman alıyorsa o web sitesi ilgisini çekmiyor. (1)
  3. İnsanların % 51’i “kapsamlı iletişim bilgileri”nin bir çok şirketin web sitesindeki en önemli eksiklik olduğunu düşünüyor. (2)
  4. İnsanların % 38’i bir web sitesinin eğer içerik/düzen’i itici ise o web sitesini kullanmayı bırakıyor. (1)
  5. İnsanların % 44’ü web sitesinin eğer iletişim bilgisi veya telefon numarası yer almıyorsa o web sitesini ziyaret etmeyi bırakıyor. (2)

Website optimizasyon istatistikleri

  1. Aralık 2013 ile Aralık 2015 arasında tabletten internet kullanım oranı % 30büyümüştür. (3)
  2. Aralık 2013 ile Aralık 2015 arasında akıllı telefondan internet kullanım oranı% 78 büyümüştür. (3)
  3. Aralık 2013 ile Aralık 2015 arasında masaüstü bilgisayardan internet kullanımı % 1 düşüş yaşamıştır. (3)
  4. Mobil cihazlardaki hesapların neredeyse her 3 dakikanın 2 dakikası online olarak harcıyor. (3)
  5. Yetişkinlerin % 13’ü yanlız mobil aracılığı ile internete erişiyor. %11 ise sadece masaüstü bilgisayar üzerinden internete erişmektedir. (3)
  6. Akıllı telefon ve tablet sahiplerinin % 40’ı cihazlarından B2B ürünlerin araştırmasını yapıyor. (2)

Kullanılırlık ve kullanıcı deneyimi tasarımı istatistikleri

  1. Web site ziyaretçilerinin % 47’si, web sitesinde herhangi bir bölüme bakmadan önce şirketin ürünleri/hizmetleri sayfasını ziyaret etmektedir. (2)
  2. Ziyaretçilerin % 86’sı şirketin ürünleri/hizmetleri ile alakalı bilgileri şirket web sitesinin ana sayfasında görmek istiyor. (2)
  3. Ziyaretçilerin % 64’ü şirketin iletişim bilgilerini anasayfada görmek istiyor. (2)
  4. Ziyaretçilerin % 52’si anasayfada “Hakkımızda” kısmını görmek istiyor. (2)
  5. Yönlendirme sitesi üzerinden şirketin web sitesine ulaşan ziyaretçilerin % 50’si onları yönlendirmesi için navigasyon menüsü görmek istiyor. (2)
  6. Yönlendirme sitesi yoluyla şirketin web sitesine ulaşan ziyaretçilerin % 36’sı anasayfaya dönmek için şirketin logosuna tıklamak istiyor. (2)

 

 

Bu makale sizlere sunulmadan önce bu kaynak dan ve bu kaynak dan yararlanılmıştır.

Teknoloji Dünyası